11 Ağustos 2009 Salı

şirin'in soyadını unuttuğum ve onu bir daha göremeyebileceğim gerçeği. ve nuri bilge ceylan.

başlıktaki gerçek içime dert oldu.
kuşadası'nda bi tür oluşumun tanıtımına bilet bulmuş (oluşum: tatil köyü) ve "O BEDAVA YEMEK" nidaları arasında teyzemler ve bizim aile sekiz kişi arabaya atlamış gitmiştik. çok boktan olabilecek birşeyi mükemmel bi pazarlama şeysiyle satmaya çalışan bi "şey". oteli geçelim.
her aileye bi tane tanıtım elemanı veriyolardı. mükemmel eğitilmiş çok yorulan ve türlü çeşitli sebeplerden koşturup duran gençler işte.
o günün sabahı can peşimden kuşadasına geldiği için ve ben bunu haber vermeden görüşmeye gittiğim için (aslında böyle değil ama neyse) herneyse, aileyle kavgalı olduğum için pek tat alamıyodum bişeyden. geziyoruz falan. yemek güzeldi, geri kalanı sıkıcıydı, öldürücüydü.

bizi gezdiren eleman, on dokuz yaşındaydı. iki yaş büyük benden sadece. ailenin ve kendisinin güzel sanatlar fakültesine başlamadan önceki hazırlık senesinde paraya ihtiyacı olduğu için oradaydı.

fotoğraf çekmek hayatıydı. fotoğrafçılığını geliştirmek şu an için ilk amacı. bi gün yataktan kalkıp yapması gereken şeyin bu olduğunu anladığını anlattığında ve o sabahın peşinden gittiğini anlayınca kıskandım. sanki, biraz.

sonra yazdığı bi senaryo olduğunu söyledi. fotoğrafçılık temeli olan yönetmenlerin yaptığı işlerin çok daha hayranlık uyandırıcı olduğunu. YA. ne heyecanla anlatıyordu öyle o. benim söylediği şeyin doğruluğunu sınayacak kadar sinema bilgim yoktu elbet. nuri bilge ceylan a bak mesela dedi. "hm."

ben de sadece yazmakla kitaplarla vakit geçiren ama dünyası içeriden dışarıdan kocaman, çok satıp hikayelerini herkesle paylaşacağı günün hayaliyle heyecanlanan bi yazar olma "şey" ini anlattım. düş diyemiyorum, gerçekten hayallerini yaşayanlara ayıp çünkü.

bir şekilde mümkün olmadıysa en büyük suç benimdi, farkettim.

insanlardan gelen ışığı severim. otelden gözleri dolu dolu ayrıldım. başarı öykülerinin öncesi bu öyküler çünkü. o yolculuğun hepsi beni duygulandırıyor, söylemiştim.

dün nuri bilge ceylan'ın kasaba'sını izleyince aklıma geldi şirin. senaryosu hayata geçse. keşke.

neyse. baybay.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder